Redline Kardiyoloji Merkezi | Panik Atak
16254
post-template-default,single,single-post,postid-16254,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-10.1.1,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0.1,vc_responsive
 

Panik Atak

Panik Atak

Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporunda 12 aylık dönem esas alınarak yapılan sıklık tespitinde, panik bozukluğu ve/veya agorafobi sıklığı toplam % 1 olarak bulunmuştur; bunların hekime başvurma oranı % 34.5 olup, diğer tüm psikiyatrik hastalıklardan daha yüksektir. Panik ataklarının şiddetli ve korkutucu fiziksel semptomlarla seyretmesi hekime sık başvurmada en önemli etken gibi gözükmektedir.

Panik atak hastaları sıklıkla kalp hastası olduğunu veya kalp krizi geçirdiğini düşünerek hekime ve acil servislere giderler. Hasta, ani bir “nöbet” tanımlar. Kimi zaman bu nöbet hastaları uykularından kaldırabilir. Şikayetler başladıktan sonraki ilk 10 dakikada maksimum şiddete ulaşır; dakikalar içinde geçer, bir saatten uzun sürme olasılığı çok azdır. Nöbet esnasında hasta tipik olarak “panik” içindedir.

Acil görünümlü ya da acile başvuracak şiddette bir “nöbet” geçirdiğini ifade eden bir hastada, aşağıdaki şikayetlerden en az dördü nöbet esnasında mevcut ise, panik atağı düşünülür;

1. Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme,
2. Terleme,
3. Titreme,
4. Nefes darlığı, boğulacağım hissi,
5. Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi,
6. Bulantı, karın ağrısı,
7. Baş dönmesi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi hissetme,
8. Derealizasyon (çevrenin yabancı gerçek dışı olduğu hissi),
9. Depersonalizasyon (vücuduna yabancı, dışında imiş gibi hissetme),
10. “Çıldıracağım” korkusu,
11. Ölüm korkusu,
12. Vücudun çeşitli yerlerinde uyuşma ve karıncalanma,
13. Üşüme, ateş basması.

 

Panik Atağı Tetikleyen Durumlar

• Kapalı yerler (tünel, asansör, vb),
• Kalabalık yerler (alışveriş merkezleri, toplu taşım istasyonları, eğlence merkezleri vb),
• Toplum önünde zor bir görev yapma,
• Yeni veya tanıdık olmayan insanlarla yapılan toplantılar veya sosyal olaylar,
• Açık alanlar (köprü üzerinden geçme, yüksek binalar vb),
• Organik hastalıklar; ritim bozuklukları (aritmiler), kalp krizi (miyokart infarktüsü), beyinin kansız kalması (serebral iskemi), tiroid bezinin fazla çalışması (tirotoksikoz), astım vb,
• Bazı ilaçların yan etkisi olarak,
• Depresyon, fobiler dahil pek çok psikiyatrik hastalık esnasında

Panik bozukluğunun temel özelliği, çoğu kez nedensiz başlayan panik ataklarıdır. Hasta, aniden, örneğin otobüste ya da uykusunda, yukarıda sayılan pek çok şikayeti yaşar. Şikayetler, müdahaleyle ya da müdahalesiz kısa sürede geçer. Atak şiddetli ve korkunç bir deneyim olarak hatırlanır ve bireyde “ya tekrarlarsa” kaygısını ortaya çıkarır. Hasta, yaşantısını bu kaygı çerçevesinde planlamaya çalışır. Agorafobi (kapalı yer korkusu) şikayetleri de tabloya eklenirse, kişi, atak geldiğinde yalnız ya da kaçamayacağı ortamlara girmeme; tek başına sokağa çıkmama ya da evde tek başına kalamama; camide ya da sinemada çabuk çıkabileceği yerleri tercih etme gibi günlük yaşantısını ve işlevselliğini belirgin olarak kısıtlayan davranış bozuklukları gösterir.

Bu hastalar semptomlarının şiddeti nedeniyle sıklıkla hekime başvurmalarına rağmen, çoğu kez, özellikle de atak esnasında rastlanabilen kalbin hızlı çalışması (taşikardi), tansiyon yükselmesi gibi bulgular yüzünde panik bozukluğu tanısı atlanabilir. Aslında bu hastaların şikayetlerinin “psikiyatrik” olduğuna ikna edilmeleri de güçtür.
Hastalık; göğüs ağrısı, çarpıntı vb. gibi belirtilerle seyretmesine rağmen hastalığın özünde hastanın tarif ettiği yoğun sıkıntı yer almaktadır. Sıkıntı tedavi edildiğinde diğer belirtilerde yatışacaktır.

Hastaların yaşadığı “nöbet” korku ile benzerlik göstermekte ve hastalık beyindeki korku ile ilgili merkezleri, korkacak bir şey yokken kendi kendine çalışmaya başlatmakta ve şikayetler böylece ortaya çıkmaktadır. Tekrar nöbet gelirse kaygısı ile ortaya çıkan sokağa tek başına çıkmama gibi davranışlar aslında kaygıyı artırmaktan ve kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramazlar.

Panik bozukluğu, çoğu kez, depresyon, diğer ruhsal sıkıntı (anksiyete) bozuklukları, kişilik bozuklukları ve alkol ve madde bağımlılığı ile birliktelik gösterebilir.

Atak Esnasında Hasta Ne Yapmalı?
• Olduğu yerde kalmalı ve toplamı en fazla bir saat süren atağın geçmesini beklemelidir.
• Dikkatini bulunduğu ortamdaki eşyalara vb ve sıkıntıyı kontrole yöneltmeli; fiziksel belirtilerinden uzaklaştırmaya çalışmalıdır.
• Kendisine, “bu kalp krizi değil; panik atağı. Korku merkezim kendiliğinden çalışmaya başladı; yakında geçer; daha önce de geçti” gibi telkinlerde bulunmalıdır.
• Aşırı derin nefes alma (hiperventilasyon) panik şikayetlerini arttırır; bu şikayeti olan hastadan “nöbet” geçene kadar bir torbaya soluması istenmelidir.
• Her atak başında saate bakması ve sonlandığında ise ne kadar sürdüğünü bir yere kaydetmesi istenmelidir; saatler gibi gelen atak süresinin yalnızca dakikalar olduğunu görme sonraki ataklarda hastanın direncini arttıracaktır.
• Sigara yakma, alkol alma gibi önlemlerin atağın geçmesini sağlayamayacağı gibi şiddetlendirebilir.

İlaç tedavisi atak sıklığı fazla olan, işlevsel kaybı yüksek olan, birlikte diğer başka bozukluklar da bulunan hastalarda düşünülür. İlaç tedavisi şikayetler kontrol altına alındıktan sonra 8-12 ay devam ettirilmelidir. Panik bozukluğunun % 30-90’ı ilaç tedavisi sonlandırıldığında nüks etmektedir. Tedavisi kesilecek hastalar yüksek nüks olasılığı hakkında uyarılmalıdır.

Etiketler:
Yorum Yok

Bu yazı yoruma kapalıdır